Asansörün Tarihçesi

Yükselmek Güzeldir
17. yy

Günlük hayatımızda önemli bir yere sahip olan asansörün geçmişi m.ö 3. yüzyıla dayanır. Arşimet'in tasarladığı ilk asansörün Roma İmparatorluğu saraylarında hizmet verdiği söylenir. Asansörler şato ve saraylarda taşıma ve savunma amacıyla kullanılmış olup 17. yüzyıla kadar gelişim göstermiştir. Halatlı olan bu sistemler insan ve hayvan gücüyle çalışmaktaydı

19. yy

İlk ciddi manada düşey kaldırma sistemlerinin gelişimi, 19. yüzyıla tekabül etmektedir. İngiltere’deki tekstil fabrikalarına dayanmakta olan bu sistem sonra endüstriden ticarete ve halka ulaşmıştır. 17. yüzyılda sanayi devriminin başlamasıyla yüksek binalar inşa edilmeye başlanmış, dolayısıyla artan üretimle birlikte fabrikalarda asansör kullanımı artmıştır. Konutlarda ilk asansör kullanımı 1857 yılında New York’ta başlamıştır. Buharla çalışan bu asansörler sonra gelişim göstererek, 1880 yılı itibariyle asansörlerde elektrik motoru kullanılmaya başlanmıştır. Eiffel kulesi elektrik motoru kullanan asansörlerin ilk örneklerinden biridir.

1867

1867 yılında günümüzdeki ismini alan bu sistemlere önceden iskemle veya uçan oda gibi isimler verilmekteydi. Türkiye'de ilk asansörler İzmir’de kurulmuş ve sanayileşmenin yoğunlaşmasıyla 1880 ve 1890’larda elektriğin kullanımı, düşey taşıma mekanizmalarının önündeki perdeleri araladı ve daha pratik ve ekonomik kullanımı mümkün hale getirdi. 19.yüzyıl itibariyle dünyada asansörlerde yapılan teknolojik devrimler hızla ivme kazanmış, uluslararası dev şirketler kurulmuş ve sektörde teknolojik bir devrim gerçekleşmiştir.

Günümüz

Asansör sistemi, günümüzde orijinalliğini büyük ölçüde muhafaza etmektedir. Taşıyıcı raylar dairesel kesitli transmisyon çeliğidir. Paraşüt frenleri bu ray formuna uygun ve çalışır vaziyettedir. Kuyunun iki yanında, içi boş iki adet demir döküm sütun mevcuttur. Bu iki sütunun içinde karşı ağırlıklar çalışmaktadır. Dıştan bakıldığında dört halatlı, alttaki makine dairesinden bakıldığında iki halatlı zannedilirse de, aslında tek halatlıdır. Halatın bir ucu, bir sütunun içindeki ağırlığın üzerinden başlamakta, üstteki makara dairesine çıkmaktadır. Aşağıya makine dairesine inmekte, tahrik kasnağından geçip makara dairesine çıkmakta, oradan kabin altına inmekte ve tekrar dairesine çıkmaktadır. Yardımcı kasnaklardan geçip, makine dairesine inmekte, tahrik kasnağının ikinci kanalından geçmekte, makara dairesindeki diğer yardımcı kasnaklardan geçtikten sonra, ikinci kolonun içindeki karşı ağırlığının üzerine inmekte ve bağlanmaktadır.